Baromuz Kadın Hakları Merkezinden YASA TASARISINA TEPKİ..

DİYARBAKIR BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ BASIN AÇIKLAMASI

31/07/2017 Pazartesi

 

BASINA VE KAMUOYUNA,


Nüfus Hizmetleri Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Söz konusu tasarı köklü değişiklikleri beraberinde getiriyor.

Tasarının 5. Maddesine göre; ''sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla'' yapılacağına ilişkin bir düzenleme getiriyor. Dolayısıyla istismara uğrayan kız çocuklarının sağlık personeli tarafından resmi birimlere bildirilmesi zorunluluğu ortadan kaldırılıyor. Bu zorunluluğun kaldırılarak sözlü beyana dayandırılması, söz konusu doğumların takibinin zorlaştırılması ve istismarın görünmez kılınmasına yol açıcıdır. İstismarcıların tespiti ve yargı önüne getirilmesini zorlaştırıcı bir düzenlemedir.

Bir diğer değişiklik ''il ve ilçe müftülerinin evlendirme memurları arasına eklenmesi''. Müftülerin sosyal yaşamdaki alanını genişletip etkinliğini artırmayı hedefleyen bu değişiklik küçük yaşta evlilikleri kolaylaştırıcı etkiye sahiptir. Aynı zamanda evliliklerin bildirilmesi yükümlülüğü de bu tasarı ile kaldırıldığı için  kayıt dışı evliliklere gebe bir uygulamadır. Anayasa'nın laiklik ilkesine, Medenin Kanunun ruhuna aykırı bu düzenlemeyi kabul etmiyoruz.

Kadınların soyadı kullanımına ilişkin; yazılı talepte bulunmak kaydıyla boşandığı eşinin soyadını kullanmasına izin verilen kadının evlenmeden önceki soyadını taşıyan kadının sadece eşinin soyadını kullanmasını istemesi halinde, nüfus müdürlüğünce gerekli işlem yapılabilmesine dairdir. Rol model, erkeğe bağımlı kadın çerçevesi tekrar tekrar çizile gelmektedir.

Tasarının 31. Maddesi ''genel ahlak''(!) ibaresi ile dikkat çekiyor. Bu düzenlemeye göre Türkiye vatandaşlığına geçme koşulları arasına genel ahlak ölçütü getirilmek isteniyor.

Bizler Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi üyeleri olarak;

Başta kadın mücadelesinin tüm kazanımları adına söz konusu düzenlemenin Anayasa ve Medeni Kanundaki birçok kazanımı berataraf edici nitelikte olması ve Türkiye'nin taraf olduğu Uluslararası Antlaşmalar açısından da kabul edilemez olduğu aşikardır. Cinsel  istismarların takibini zorlaştırıp ''belli bir dine mensup makamları''  ön plana çıkaran bu tasarının yasalaşmasına olan tepkimizi dile getiriyoruz. Böyle bir tasarının yasalaşmaması adına Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak tepkimizi basına ve kamuoyuna buradan duyuruyoruz.

 

DİYARBAKIR BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ