BASINA VE KAMUOYUNA...

                                  BASINA VE KAMUOYUNA

2015 yılında Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde 14 yaşındaki F.B. isimli engelli kız çocuğuna yönelik cinsel istismar vakası nedeni ile başlatılan soruşturma kapsamında , 21 kişi hakkında dava açılmış diğer 71 kişi hakkında da soruşturma makamı tarafından halen soruşturma yürütülmektedir. Baromuzun Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi (KHDUM) soruşturma dosyasının takipçisi olduğu gibi, ayrıca kovuşturma dosyasına da müdahil sıfatıyla dahil olmuş, Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezimiz yargılamayı, mağdurun hak ve güvenliğini yakından takip ederek mesleki, hukuki ve insani sorumluluklarının gereğini hassasiyetle yerine getirmiştir.

Baromuzun Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi ile hak temelli çalışan diğer kurumlar birlikte, soruşturma safhasında verilen gizlilik kararının kovuşturma aşamasında kaldırılması talebinde bulunmuşlardır. Bu sayede kamuoyunun bilgiye erişimi, beden ve ruh sağlığı bozulan mağdurun ihlal edilen haklarının kamuoyunca da bilinmesi amaçlanmıştır. Baromuzun Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi bu talebini ileri sürerken çocuğun üstün yararını gözeterek diğer müdahil kurumlar gibi sorumluluk almış ve mağdur çocuğun yaşam, özgürlük ve güvenlik hakkı dahil tüm haklarının koruyucusu sorumluluğuyla davranmıştır.

Baromuzun kurumsal kimliği ve insan hak ve özgürlüklerine dair geçmişi de nazara alındığında kendi misyonuyla tutarlı davranarak ortaya koymuş olduğu bu sorumluluğu, Baromuz hiçbir ayrım gözetmeksizin ve özellikle her yönüyle hak ihlaline muhatap olanların onuruna, şerefine, haysiyetine, manevi kişiliğine ve güvenliğine saygı gösterilmek suretiyle her kurum ve kişiden beklemektedir. Bu konuda belki de en hassas olması gereken kurumlardan biri de basındır.

Yukarıda belirttiğimiz Kulp İlçesinde yaşanan cinsel istismar vakıasına ilişkin basında yer alan bir kısım haberler üzerine, Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezimiz ve İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Kadın Hakları Komisyonu söz konusu haberlerin mağdurun yaşam hakkı riski sebebiyle yanlış olduğu konusunda görüş ve eleştirilerini ifade özgürlüğü kapsamında hedef gösterme gayesi olmaksızın ortak bir metinle kamuoyuna duyurmuşlardır. Ancak  bahsi geçen açıklama sonrası  Baromuz Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi açıkça hedef gösterilerek hak ve özgürlüklerin karşısında duran bir konuma düşürülmeye çalışılmıştır. Unutulmamalıdır ki; Diyarbakır Barosu tüm hak ve özgürlüklerin savunucusu olduğu gibi demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından biri olan basın özgürlüğünün de savunucusu olmuştur. Her daim basına ve basın emekçilerinin mücadelelerine destek sunmuş, yargılanmalarında  müdafilik yapmıştır.

Diyarbakır Barosu bünyesindeki tüm merkez ve komisyonlar gibi Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezide tüm hak alanlarında ve özelliklede cinsel istismar alanında  Türkiye’nin dört bir yanında  tamamen gönüllü olarak, onlarca dosya takip etmekte ve büyük fedakarlıklarla  çalışmalarını yürütmektedir.  Kamuoyu nezdinde kurumsal kimliğimiz ve Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezimiz ile ilgili oluşturulmaya çalışılan  haksız bir algıyı kabul etmemiz mümkün değildir.

Belirtmek isteriz ki; Diyarbakır Barosu tüm organları ve ilgili merkezleri ile hak ve özgürlükleri kendisine düstur edinen ve bu yönüyle de hem bölgede hem ülkede  hem de dünyada itibarı tartışma dışı olan sayılı kurumlar arasında bulunmaktadır. Diyarbakır Barosunun bu konumu,  çocuk, kadın, cinsel yönelim, etnik, dini ve mezhebi kimliği dolayısıyla dezavantajlı konumda bulunan tüm mağdurların temel yaşam ve özgürlük-güvenlik hakkına olan inancı ve bu inanç gereği temel hak ve özgürlüklerin korunmasına dair verdiği mücadelesi sayesindedir. Diyarbakır Barosu bu uğurda en ağır bedelleri vermiştir. Diyarbakır Barosunun temel hak ve özgürlükler karnesini ve kimliğini tartışmaya açmak, Türkiye’de insan hakları kurumları ve bu kurumların tarihinden bihaber olmanın ürünüdür.

Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu