‘‘BIRAKIN DİCLE ÖZGÜR AKSIN’’

Hasankeyf ve Dicle Vadisi, Türkiye’nin tarih, kültür ve doğal zenginlikleri açısından önemli bölgelerinden biridir. Dicle Vadisi ve Hasankeyf’in içinde bulunduğu Mezopotamya tarih boyunca önemli bir coğrafya olarak önemini korumuş ve çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış, bu medeniyetlerin her birinden farklı özellikleri kimliğinde bütünleştiren bir bölge olmuştur. Mezopotamya’da yaşayan bütün medeniyetler bölgenin kültürel zenginliğini geliştirmiş ve korumuştur.

Onlarca kültürün emeğiyle inşa edilen ve dünyada eşi benzeri az olan bu yerleşim yeri, Dicle Nehri kıyısı, küçük vadileri ve bitişik kayaları üzerinde oluşturulmuştur. Son yıllarda yapılan kazılar, Hasankeyf’te henüz açığa çıkarılmamış büyük bir kültürel mirasın olduğunu gösteriyor. Bu niteliklere sahip 12 bin yıllık Antik kent Hasankeyf’i, 199 köyü ve üstün biyoçeşitliliğe sahip Dicle Vadisi’ni sular altında bırakacak olan Ilısu Barajı Projesinde 9 yıl inşaat sonucu malesef sona yaklaşıldı. Sınıraşan sulardan olan Dicle Nehri üzerinde yapılan Ilısu Barajının Türkiye, Irak ve Suriye’de yaşayan insanlar üzerinde büyük bir yıkıma neden olacağı aşikar olup Ilısu Barajı Projesi baştan sona yanlış ve yıkım getiren bir projedir.

Bir ülkenin kalkınması sadece ürettiği enerji miktarı ve barajlarla gerçekleşemez. İnsanlarının evsizleştiği ve yoksullaştığı, kültür ve doğa zenginliklerinin sular altında kaldığı, toprak ve sularında yaşayan hayvan ve bitki türlerinin yok olduğu bir ülkede üretilen elektrik enerjisi tek başına bir kalkınma ölçütü olamayacaktır. Bir ülkenin doğası, kültürü, tarihi ve ekolojik zenginlikleri o ülkenin geçmişi, bugünü ve geleceği arasındaki bütünleşmeyi sağlayan unsurlarıdır. Kalkınma ve gelişme bir bütün olarak ülkenin coğrafi yapısı, topraklarında yaşayan bütün canlıları, kültürü, kentsel ve toplumsal yapısını içinde bulunduran bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmalıdır. Her tür yatırım planlamasının, toplumların tarihsel, kültürel ve doğal zenginliklerini koruyarak ve geliştirerek sağlanacağı gerçeği göz ardı edilmeden yapılması gerekmektedir.

Kamuoyuna yapılan açıklamalara göre; 10 Haziran 2019 tarihinde Ilısu Barajı’nda su tutulmaya başlanacaktır. Su tutulmasıyla beraber Dicle Nehri’nin doğal ekosistemi yüzlerce kilometreler boyunca bozulacaktır. Hasankeyf’in dışında Yukarı Mezopotamya’da araştırmalara konu bile ol(a)mayan yüzlerce höyük ve antik yerler de bu kültürel kırımın hedefindedir. Son bir kaç yıldır Hasankeyf’te, “eserlerin Yeni Hasankeyf’e taşınması” ve “kayaların sağlamlaştırılması” adı altında fiziki müdahalelerle ciddi bir yıkım yaşanmış olsa da halen kurtarabileceğimiz kültürel miras çok fazladır.

Bu çerçevede Yetkililere açıkça çağrıda bulunuyoruz; bu bölgede ne Haziran ayında ne de sonrasında su tutulmasın ve Ilısu Baraj Projesi durdurulsun!

Hasankeyf ve Dicle Vadisi‘nin Kurtarılması İçin Geç Değildir!

 

 

Diyarbakır Barosu Çevre Ve Kent Hukuku Komisyonu Adına

Av. Özgür Yılmaz BİÇEN