TELHAMUT ÇADIR KENTİNDE YAŞANAN CİNSEL İSTİSMAR VE FUHUŞA ZORLAMA İDDİALARINA İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI...

TELHAMUT ÇADIR KENTİNDE YAŞANAN CİNSEL İSTİSMAR VE FUHUŞA ZORLAMA İDDALARINA İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI

 

BASINA ve KAMUOYUNA

            Bilindiği üzere son günlerde, basın yayın organlarında Şanlıurfa Ceylanpınar Telhamut Çadır Kentinde kampta bulunan Suriyeli sığınmacı kadınların fuhuşa zorlandıklarına ilişkin birçok  haber gündeme gelmiştir.

Haber içeriklerinde kadınların cinsel istismar ve kötü muameleye maruz kaldıklarına dair ağır temel hak ve özgürlükler açısından kabulü ve sessiz kalınması mümkün olmayan ağır hak ihlali niteliğindeki bu iddialara dair bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Diyarbakır Barosu’nun İnsan Hakları Merkezi bünyesinde yer alan  Mülteci Hakları Komisyonu ile Kadın Hakları Merkezinden oluşan heyetimize diğer Sivil Toplum Örgütleri’nden Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu, Şanlıurfa İnsan Hakları Derneği, Şanlıurfa Sağlık Emekçileri Sendikası, Kadın Yaşam ve Dayanışma Derneği ve bazı kadın aktivistler de dahil olmuştur. 

Söz konusu iddialara ilişkin olarak yerinde inceleme ve tespitlerde bulunmak, kampta yaşamını sürdüren mağdurlar, diğer kamp sakinlerinin tanıklıklarına başvurmak ve görüşmek ve kamp yetkililerinden bilgi almak amacıyla 16.08.2018 tarihinde Şanlıurfa Ceylanpınar Telhamet Çadır Kenti’ne gidilmiştir.

16/08/2018 tarihinde yapılan ziyarette kamp girişinde bulunan özel güvenlik görevlileri tarafından kampa girişin Jandarma Komutanlığı’nın izniyle mümkün olabileceği, Komutanlığın izin vermesi durumunda kampa girişin sağlanabileceği tarafımıza belirtilmiştir. Bunun üzerine Jandarma Komutanlığı ile görüşülmüş, görüşmenin amacı ve yapılacak tespitler anlatılmıştır. Ancak kampta yapmak istediğimiz görüşme ve inceleme taleplerimiz Jandarma Komutanlığı’nın kamp yetkilileri ile yaptığı telefon görüşmesi neticesinde reddedilmiştir.

 

Ceylanpınar Telhamet Çadır Kentine girişimize izin verilmeyişi sonrasında konu ile ilgili olarak Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığı ve Ceylanpınar Kaymakamlığı ile görüşülmüştür. Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığı ile yapılan görüşmede, iddialara ilişkin olarak soruşturma açıldığı ve soruşturmada gizlilik kararı alındığı tarafımıza iletilmiştir. Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu iddialara ilişkin olarak, Nisan 2018 tarihi itibariyle yürütülen başka bir soruşturmada alınan bir beyan içeriğinde böyle bir iddianın tespit edildiği, iddia ile ilgili olarak yürütülen soruşturma ile birlikte konunun basına yansıması sonucunda gizlilik kararının alındığını belirtmiştir. 

Ceylanpınar Kaymakamı ile yapılan görüşmede,  Nisan ayı itibariyle alınan bir bilgi üzerine fuhuş ve istismar iddiasının araştırıldığı, idarece bir görevlinin görev yerinin değiştirildiği, görev yeri değişikliğinin konu aksettirilmeden tedbiren şimdilik alındığı, adli soruşturmanın sonucuna göre hareket edileceği belirtilmiştir.  Kampa ziyaret yapılmasına ilişkin talebimiz Kaymakamlığa iletilmiş ancak  bu konunun Kaymakamlığın yetki alanında olmadığı, ziyaretin Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün yasal yazılı izni ile olabileceği söylenerek girişimize izin verilmemiştir.

 

Şanlıurfa Ceylanpınar Telhamut Çadır Kentinde yaşanan fuhuş ve kötü muamele iddiasının ağır bir hak ihlali olduğu açıktır. Kendi ülkelerinde sistematik ve kitlesel olarak öldürülen ve  yaşama tutunma gayesiyle başka ülkelere gelerek sığınma talebinde bulunan mültecilerin, kaldıkları kamplarda  fiziksel ve sosyal koşulların yeterli düzeyde olmadığı kamuoyunda sürekli tartışılmaktadır. Yeterli koşulların sağlanmamasından kaynaklı  bu durum  mültecileri her türlü istismara açık hale getirmektedir. Sığınmacı ve mültecilerin kaldıkları kamplardaki koşulların asgari ölçütlerin oldukça gerisinde olduğu bilinmektedir. Savaş ve soykırım sonrasında sığınma talebinde bulunanların çoğunluğunun kadınlar ve çocuklar olduğu düşünüldüğünde, bu durum kendilerini istismara daha açık hale getirmekte ve sonrasında yaşanılan mağduriyetlerin cinsel kimlik üzerinden daha çok şekillendiği görülmektedir.

 

 Türkiye BM Mülteciler Sözleşmesini imzalayarak bu sözleşmenin tarafı olsa da, bu statüyü yalnızca Avrupa’dan Türkiye’ye mülteci olarak gelenler için kabul etmiştir. Suriye ve Irak’tan Türkiye’ye gelen kişilerin hukuki statüsü hala belirlenememiş bir statü olarak varlığını korumaktadır. Bu belirsizlik karşısında Suriyelilerin hukuki statüsünün ve akabinde de Suriyelilere yasal olarak sağlanacak korumanın önemi uluslararası yükümlülükler çerçevesinin çizilmesi açısından hem de Suriyelilerin hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Öncelikle Ceylanpınar Telhamut Çadır kentinde, insani yardım beklentisi ve savaştan kaçmak zorunda kalan ve sığınma mecburiyetinde bulunan sığınmacılara ilişkin iddiaların oldukça ciddiye alınması, etkili bir idari ve adli soruşturma yürütülmesi gerekmektedir. Her ne kadar tarafımıza adli ve idari bir soruşturma yürütüldüğü bilgisi verilmişse de kampın ziyaretlere, ulusal ve uluslararası heyetlere açılması iddiaların açıklığa kavuşturulması ve kamuoyunun aydınlatılması açısından önem taşımaktadır. Kampların kamusal ve sivil denetime açık olacak şekilde olması, eş güdümün sağlanması hukukun üstünlüğünü esas alan demokratik hukuk devleti açısından zorunluluk arz etmektedir.

Bu nedenle öncelikle kampların iddialar açısından kamu ve sivil denetime bir an önce açılması, adli soruşturmanın sonucunun beklenmeyerek bakanlığın müfettiş görevlendirmesi suretiyle etkili bir idari soruşturmanın yürütülmesi ve yine etkin adli bir soruşturmanın yürütülmesi sığınmacı kadınların yaşadıkları ağır hak ihlali karşısında zorunluluk arz etmektedir. Özellikle mağdur olan kadınların bir an önce can güvenliklerinin sağlanması yönünden koruma tedbirlerinin alınması zaruri olmakla beraber yürütülecek etkili ve hızlı bir adli ve idari soruşturmada delillerin karartılmaması açısından önemlidir. 

Şanlıurfa Ceylanpınar Telhamut Çadır Kentinde kalan kadın sığınmacılarının bazı kişilerce temel ihtiyaçlarının karşılanması için fuhuşa zorlandıkları iddiaları ağır bir hak ihlalinin konusunu oluşturmakta olup, bu iddiaya ilişkin olarak  sivil ve kamu denetiminin yapılması sağlanmalıdır. Bu iddialar karşısında devletin ulusal ve uluslararası sözleşmeler uyarınca pozitif sorumluluğunun bulunduğunu hatırlatmak gerekir. 

Bizler öncelikle bu iddiaya ilişkin olarak mağdurların, mağdur kimliklerine zarar vermeyecek şekilde gizlilik içerisinde bir an önce tespitini, bakanlık nezdinde bir müfettiş kurulu belirlenerek etkin bir idari soruşturmanın yürütülmesini, derhal geçici tedbirlere başvurularak ilişkili olabileceği değerlendirilen kişiler yönünden idari tedbirler alınmasını ve yine etkin bir adli soruşturma sürecinin yürütülmesini, kamu ve özel kurumlarla eşgüdümün sağlanarak kampta bulunan mağdurlar yönünden psikolojik desteğin sağlanmasını ve bu husustaki iddialara ilişkin olarak kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapılmasını gerekli gördüğümüzü belirterek yaşanan bu olayın takipçisi olacağımızı kamuoyu ile saygıyla patlaşırız.