Çocuklar İçin Hemen Şimdi Barış
26-27 Aralık 2015 tarihinde Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezinin de, dahil olduğu Türkiye'nin çeşitli illerinden gelen 88 Sivil Toplum Kuruluşu Bölgemizde yaşanan Çocuk ve İnsan Hakları ihlalleriyle ilgili olarak…
26-27 Aralık 2015 tarihinde Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezinin de, dahil olduğu Türkiye'nin çeşitli illerinden gelen 88 Sivil Toplum Kuruluşu Bölgemizde yaşanan Çocuk ve İnsan Hakları ihlalleriyle ilgili olarak Sur İlçesinde gözlem ve tespitlerde bulunmak ve çocuklar için gıda vb yardım da bulunmak üzere Sur İlçesine girmek istemiştir. Ancak kolluk kuvvetleri tarafından Sur İlçesine girişe izin verilmemiştir. Aynı gün yapılan toplantı sonrasında 2 hafta içerisinde yapılması planan etkinlik programımız ve 88 katılımcı sivil toplum kuruluşunun eş zamanlı olarak yapmış olduğu ortak basın açıklaması metni aşağıdadır.
Ortak Açıklama: Çocuklar İçin Hemen Şimdi Barış
Biz çocuk ve insan hakları örgütleri, sendikalar, meslek örgütleri, akademisyenler, sanatçılar, milletvekilleri, gazeteciler, kadın ve LGBTİ örgütleri, öğrenciler, sivil inisiyatifler, siyasi parti ve oluşumlar olarak ülkemizde 7 Haziran’dan bugüne devam eden çatışma ortamının acilen son bulmasını istiyoruz.
Türkiye’de 7 Haziran seçimlerinin ardından başlayan, 22 Temmuz Suruç ve 10 Ekim Ankara katliamlarıyla yükselen şiddet ortamının etkileri, toplumun tüm kesimleri üzerinde derinleşerek devam etmektedir. 16 Ağustos tarihinden günümüze; yaklaşık 1 milyon 300 bin kişinin yaşadığı 7 ilde-17 ilçede gerçekleşen sokağa çıkma yasaklarının, bölgede devam eden çatışma halinin ve buna bağlı olarak başta çocuklar olmak üzere gerçekleşen ölümlerin durmasını talep ediyoruz.
Çocuk ve gençler bir ülkeyi oluşturan toplumun üzerinde en özenle durulması, gözetilmesi, eğitilmesi, şiddetten, ihmal ve istismardan korunması gereken kesimidir. Ülkelerin çağdaşlık düzeyleri çocuk ve gençlere verilen değerle koşuttur. Türkiye BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni 1990 yılında imzalayarak her bir çocuğun hak ve özgürlüklerini her koşulda koruma ve yerine getirme yükümlülüğünü kabul etmiştir. Ancak, ne yazık ki bugün ülkemizde çocuk ve gençlere çok hoyrat davranan, onlara yönelik sevgisiz eylem ve söylemlerle, çocuk ve gençleri ve onların ailelerini örseleyen bir devlet yönetimi biçimi egemendir. Yalnızca örselenmek değil, çocuk ve gençler bugünkü yönetimin şiddet içeren yaklaşımlarıyla yaşamlarını, bedensel ve ruhsal bütünlüklerini yitirmektedirler.
22 Temmuz Suruç katliamından itibaren bugüne kadar yaşanan çatışmalarda ve sokağa çıkma yasaklarında; hastaneye gidemeyen, annesinin kaında henüz doğma fırsatı bulamayan ve kolluk kuvvetlerinin doğrudan hedefi olan en az 44 çocuk yaşamını kaybetmiştir. Şu anda bölgeye bakıldığında da; eğitimin durdurulduğu, öğretmenlerin hizmet içi eğitim gerekçesiyle şehir dışına gönderildiği, okulların ve hastanelerin karargâh olarak kullanıldığı, hastanelerin bombalandığı, okul yurtlarının yakıldığı, temel ihtiyacı için bile sokağa çıkan sivillerin hedef alındığı, bölge halkının göçe zorlandığı, halkın sağlık hizmetlerine ulaşımının engellendiği görülmektedir. Tüm bunlar yaşananların bir operasyon değil, savaş olduğunun açık kanıtıdır ve sözleşmede yer alan hak ve özgürlüklerin açık ihlalidir. Bölgeye yapılan askeri sevkiyatın devam etmesi savaş ortamının büyüyerek devam edeceği konusunda endişelerimizi arttırmaktadır.
Bölgede çocuklar, eğer şans eseri yaşamlarını kaybetmiyorsa bile, hiçbir yasal dayanağı olmayan sokağa çıkma yasaklarında yakınlarını kaybetmekte, eğitim, sağlık, güvenli bir ortamda büyüme, barınma ve gelişim haklarına erişememekte ve şiddetin doğrudan tanığı olmakta ve böylece çocuklar ihmal ve istismar edilmektedir.
Travmatik yaşantılar içerisinde en ağır izler bırakan yaşantıların, insan eliyle yaratılan travmalar olduğu bilinmektedir. Şu anda devam eden ve günden güne yükselen şiddet ortamının çocuklar üzerinde kısa ve uzun vadeli etkileri bulunmaktadır. Bu savaş ortamının, şiddete doğrudan maruz kalan çocuklar üzerinde etkisi olduğu gibi, o ortamda bulunmayan ancak dolaylı yollardan maruz kalan veya olanlara tanıklık eden çocuklar üzerinde ve tüm toplum üzerinde de travmatik etkileri olduğu bilinmektedir. Ayrıca savaşlar bittikten sonra bile savaşın etkileri kuşaktan kuşağa aktarılabilmekte, uzun yıllar boyunca devam edebilmektedir. Savaş ortamına doğrudan ya da dolaylı maruz kalan çocuklar kaygı, üzüntü, öfke, güven kaybı, çaresizlik, umutsuzluk, yabancılaşma ve daha birçok baş edilmesi zor duyguları hissedebilmekte; bu durum çocukların fizyolojik, psikolojik, sosyal ve toplumsal gelişimini etkileyebilmektedir. Tüm bu bilimsel gerçeklere rağmen çocukların korunması için herhangi bir önlem alınmamakta, devletin yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucunda ortaya çıkan hak ihlalleri ağırlaşarak ve artarak devam etmektedir. Sadece son 2 günde, Cizre ve Silopi’den az 4’ü çocuk olmak üzere 15 kişinin hayatını kaybetmesi, durumun ağrılığını açıkça gözler önüne sermektedir. Bu durum insan hakları ve çocuk hakları açısından kabul edilemezdir.
Yaşanılanların uluslararası kamuoyunda da yeterince yer almaması, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik engellemeler sonucunda basının bu süreçte herkesi doğru bilgiye ulaştırma yükümlülüğünü yerine getirememesi bizleri ayrıca üzmekte ve endişemizi arttırmaktadır.
Ülke yönetimini elinde tutmakta olan güçlerin ana özelliği, halkını, insanını sevmek ve bu sevgi ve özeni temel alarak, o ülke halkına hiçbir ayrım göstermeksizin insancıl, çağdaş nitelikli bir yaşam biçimi sağlamak olmalıdır. Çocuk ve gençlere şiddet uygulayan, onların yaşamlarını yitirmelerine neden olan ve olanlardan hiç pişmanlık payı çıkarmayan katı, sert, acımasız, insanca tutum ve söylemlerin uzağında kalmayı özellikle yeğleyen bir devlet yönetiminin varlığı o ülke çocukları ve gençleri için çocuk ihmali ve istismarı açısından önemli bir risk etmenidir.
Son dönemde ülkemizde, devlet eliyle çocuk ihmal ve istismarı öekleri giderek artmaktadır. Çocuk ve gençlerini acımasızca örseleyen, baskılayan, gelişimlerini aksatan ya da engelleyen, kıyıma uğratan ve onların yaşam hakkını ellerinden alan bugünkü devlet yönetimine “ dur” denilmesi gerekir.
Çocuklarımızı merakın ve oyunun geliştirici evreninden alarak umutsuzluğa ondan da öte ölüme tutsak kılan; coşkunun ve yaşamın kapısını onlara kapayan;
- Çocuk ve gençlerimizi ayrımcılık zemininde çarpıştırmayı hedefleyen;
- Çocuk ve gençlerimizi sorgulamalara çeken ancak, onların özgürce dünyayı, çevrelerinde olup bitenleri sorgulamalarına izin vermeyen tüm yaklaşımları kınıyoruz.
Türkiye 90’lı yıllarda savaş ortamının bedelini çok ağır ödemiştir ve hala ödemeye devam etmektedir. Bizler aşağıda imzası bulunan kişi ve kurumlar olarak bu savaşın ve çatışmanın sadece bölgede yaşayanların değil, hepimiz üzerinde yıkıcı ve onarılması güç etkisi olduğunu biliyoruz, yaşıyoruz ve hissediyoruz. Bu yüzden de acilen yapılaması gerekenleri bir kez daha tekrar ediyoruz:
- Sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını,
- Devletin tarafı olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere, insan hakları yükümlülüklerini yerine getirerek yaşam alanlarındaki şiddet ve baskıdan vazgeçmesini,
- Tüm tarafların çocukların yüksek yararını gözetecek tutumlar geliştirmesini,
- Barış, özgürlük ve demokrasi temelinde müzakere sürecinin yeniden başlatılmasını,
- Bu süreçte yaşanan tüm ihlalleri gerçekleştirenlerin cezasız kalmamasını,
- Bu sürede gerçekleşen toplumsal, ekonomik, psikolojik tahribatın hak temelli onarılmasını, bu şekilde toplumsal adaletin inşa edilmesini talep ediyoruz.
Bizler biliyoruz ki; yetkililerin söylediklerinin aksine savaş ve şiddetin etkisi, çocuklara verilecek “telafi eğitimleriyle” giderilmeyecek kadar derindir. Yaşadığımız bu zorlu günlerin telafisi ancak Barış, Özgürlük ve Dayanışmayla mümkündür.
Toplumu, Çocuk ve Gençlerin, Barış İçerisinde Gelişimlerinin Önünü Açan Aydınlık, Güzel Günlere Çıkmalarında, Onların Destekçisi Olmaya Çağırıyoruz.

Çocuklar İçin Barış Hemen Şimdi!
Biz çocuk ve insan hakları örgütleri, sendikalar, meslek örgütleri, akademisyenler, sanatçılar, milletvekilleri, gazeteciler, kadın ve LGBTİ örgütleri, öğrenciler, sivil inisiyatifler, siyasi parti ve oluşumlardan meydana gelen Çocuklar için Barış Hemen Şimdi Girişimi’yiz. 7 Haziran’dan bugüne devam eden çatışma ortamının acilen son bulması için biraraya gelerek, taleplerimizi yinelemek ve barış için dayanışmamızı güçlendirmek amacıyla 26-27 Aralık 2015 tarihlerinde savaşın tüm acımasızlığıyla sürdüğü bölgede, Diyarbakır’daydık.
Bugün itibariyle imzacı olan88 örgütün;
- Sokağa çıkma yasaklarının kaldırılması,
- Devletin taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere, insan hakları yu?ku?mlu?lu?klerini yerine getirerek yaşam alanlarındaki şiddet ve baskıdan vazgeçmesi,
- Tüm tarafların çocukların yüksek yararını gözetecek tutumlar geliştirmesi,
- Barış, özgürlük ve demokrasi temelinde müzakeresürecinin yeniden başlatılması,
- Bu süreçte yaşanan ihlalleri gerçekleştiren hiçkimsenin cezasız kalmaması,
- Gerçekleşen toplumsal, ekonomik, psikolojik tahribatın hak temelli onarılması, bu şekilde toplumsal adaletin inşa edilmesi,

taleplerini dile getirdik. Girişimi oluşturan örgütlerin katılan temsilcileriyle gerçekleşen buluşma; bizlere yaşanılan bu çatışma ve şiddet ortamının vahametini yakından göstermiştir. Gözlemlerimiz, var olan çatışmanın yaşamın günlük olağan pratiğini herkes açısından doğrudan olumsuz etkilediği yönündedir. Özellikle sokağa çıkma yasağının olduğu mahallelerde çocukların yaşam hakları başta olmak üzere sağlığa ve eğitime erişim hakları ihlal edilmekte, süt, gıda, çocuk bezi gibi temel ihtiyaçları karşılanamamakta, buna ilişkin girişimler engellenmekte, çocukların özgürlükleri de kısıtlanmaktadır. Tüm bunlar, acil çözüm gerektiren hak ihlalleridir. Bu hak ihlallerini ortadan kaldırmak amacıyla bölgedeki kişi ve kurumlar kendi uzmanlıkları dahilinde çocuklarla ilgili yoğun emek harcamaktadır.
Bu amaçla çocuk ve insan hakları örgütleri olarak bir araya gelerek acil bir yol haritası çıkardık. Bunları, dayanışma talebimizle kamuoyu ile paylaşmak isteriz:
- Acil olarak çocukların yaşam hakkı ihlaline son vermek üzere, devlete insan hakları hukukundan doğan yükümlülüklerini hatırlatmaya ve sorumluluklarını yerine getirmesi için çağrıda bulunmaya devam edeceğiz.
- Bu süreçte uluslararası sözleşmelerin aksine, çocukların eğitimlerinin kesintiye uğraması ve okulların karargah olarak kullanılmasının acilen durdurulması talebimizi duyurmak üzere 30 Aralık 2015’te Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı, İstanbul ve İzmir’de ise İl Milli Eğitim Müdürlükleri önünde basın açıklamaları gerçekleştireceğiz.
- Çocukların yaşadıkları ağır hak ihlallerine dair kamuoyunu bilgilendirme ve barış talebini güçlendirme hedefimiz çerçevesinde bütün medya ve sosyal medya kaynaklarını etkin biçimde kullanacağız.
- Hayatını kaybeden çocuklarla ilgili Kamu Denetçiliği Kurumu’nu göreve çağırmak içinbir kampanya yürüteceğiz.
- Siyasi iradeyi harekete geçirmek üzere TBMM’de siyasi partilerle görüşmeye devam edecek, Meclis İnsan Haklarını Araştırma Komisyonu’nun konuyla ilgili çalışma yapmasını talep edeceğiz.
- Belirli aralıklarla bölgedeki paydaşlarla dayanışma buluşmaları yapacak ve birlikte çalışma olanaklarını geliştireceğiz.

Çocuklar için barış hemen şimdi hedefi ve umuduyla diyoruz ki;
Duyun sesimizi; bizler tüm çocukların yaşamasını istiyoruz!
Duyun sesimizi; bizler çocukların eğitim, sağlık, barınma başta olmak üzere tüm haklarına yönelik ihlallerin biran önce sonlandırılmasını istiyoruz.
Duyun sesimizi; bizler bütün bu taleplerimizin gerçekleştirilebilmesinin tek koşulunun ancak barışla mümkün olduğunu biliyoruz!
Duyun sesimizi; hep berber çocuklar için barışı inşa edelim, hemen şimdi!
İmzacılar (Alfabetik sırayla.. 29.12.2015, 10.00 itibariyle)
- 78’liler Girişimi
- Alınteri
- Ankara Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu
- Barış Anneleri
- Barış Bloku
- Barış İçin Akademisyenler Ankara
- Barış İçin Ekoloji Aktivistleri
- Barış İçin Kadın Girişimi
- Başak Kültür ve Sanat Vakfı
- Başka Bir Okul Mümkün Deeği
- Bebek Ruh Sağlığı Deeği
- Biber Gazı Yasaklansın İnsiyatifi
- Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmetler Kulübü
- Boğaziçi Soma Dayanışması
- Bulu Tiyatro
- Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Deeği
- Çekirdek Çocuk
- Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Deeği (Çare-der)
- Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar Ağı
- Çocuk Çalışmaları Birimi
- Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Deeği
- Delice Zeytin Dayanışması
- Devrimci Sosyalist İşçi Partisi Ankara İl Örgütü
- DGD Platformu
- Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi
- Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü.
- Doğu-Güneydoğu Deekleri
- Duvara Karşı Tiyatro
- Eğitim Sen
- Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube
- Eğitimde Sınıf Tavrı
- Eşit Haklar İçin İzleme Deeği
- Fotoğraf Vakfı
- Felsefeciler Deeği Genel Merkezi
- Gaia Dergi
- Göçmen Dayanışma Ağı / Ankara
- Gündem Çocuk Deeği
- Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisi
- Halkların Köprüsü
- Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)
- HDP Ankara İl Örgütü
- Hebun LGBT Diyarbakır
- Işık Üniversitesi Psikoloji Bölümü
- İnadına Haber
- İnsan Hakları Araştırmaları Deeği
- İnsan Hakları Deeği
- İstanbul 78 liler girişimi
- İzmir Barış Bloku
- İzmir KESK Kadın Meclisi
- İzmir Müzisyenler Deeği
- Kadın Yazarlar Deeği
- Kadının İnsan Hakları- Yeni Çözümler Deeği
- Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK)
- KAOS GL
- Kurtuluş Kiliseleri Deeği
- Lice Adalet Arıyor
- Mezopotamya Hukukçular Deeği
- Orta Doğu Öğretim Elemanları Deeği (ODTÜ)
- Oyuncular Sendikası
- Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Deeği (Oz-Ge Der)
- Parklar Bizim Ankara
- Psikolojik Danışmanlar Deeği
- Psikolojik Danışmanlar Deeği Van Şubesi
- Pratisyen Hekimlik Deeği Diyarbakır Şubesi
- Pembe Hayat Deeği
- Rojava Deeği
- RUSİHAK (Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Deeği)
- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES)
- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi
- Siyah Pembe Üçgen
- Sosyal Hizmet Uzmanları Deeği Genel Merkezi
- Sosyal Hizmet Uzmanları Deeği Ankara Şubesi
- Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Deeği
- Sulukule Gönüllüleri Deeği
- Şıak Barosu
- Şubadap Çocuk
- Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Deeği
- Tutuklu Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Deekleri Federasyonu (TUHAD-FED)
- Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Deeği (TODAP)
- Toplumcu Psikologlar
- Travma Çalışmaları Deeği (TÇD)
- Türk Psikologlar Deeği Genel Merkezi
- Türk Psikologlar Deeği İzmir Şube
- Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Deeği
- Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı
- Türkiye Gençlik Birliği Deeği
- Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)
- Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Deeği
- Uluslararası İşçi Dayanışması Deeği (UİD-DER)
- Van Barosu
- Vicdani Ret Deeği
- Yenikapı Tiyatrosu
- Yeryüzüne Özgürlük Deeği
.


