Mahpusların Adalete Erişim Projesi'nin Sonuç ve Değerlendirmeleri Açıklandı
Baromuz tarafından yürütülen “Mahpusların Adalete Erişim Haklarının Korunması ve Avukatların Mahpus Hakları Temelinde Kapasitelerinin Artırılması” projesinin tamamlanması dolayısıyla, proje kapsamında elde edilen tespit ve değerlendirmeler, Turistik Palas Otel'de düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuyla paylaşıldı.
Basın toplantısına Baro Başkanımız Av. Abdulkadir Güleç, Başkan Yardımcımız Av. Şilan Çelik Şimşek, Genel Sekreterimiz Av. Baver Mızrak, yönetim kurulu üyelerimiz ve birçok avukat katılım sağladı.
Baro Başkanımız Av. Abdulkadir Güleç'in açılış konuşması ardından, Hapishane İzlem Komisyonu üyesi ve Proje Kordinatörü Av. Rihan Gök'ün okuduğu basın metni şu şekilde:
"Türkiye hapishanelerinde mahpusların sağlık, iletişim ve haberleşme, adil yargılanma ile sağlıklı, makul ve uygun koşullarda yaşamlarını sürdürme hakları başta olmak üzere birçok temel hak ihlal edilmektedir. Yaşanan hak ihlallerinin yerinde tespit edilmesi, raporlanması ve kamuoyuna duyurulması; bu ihlallere karşı mücadelenin stratejik davalama süreçleriyle sürdürülmesi ve etkin bir hukuki mücadelenin yürütülmesi amacıyla Diyarbakır Barosu olarak Haziran 2025-Eylül 2026 tarihleri arasında “Türkiye’nin Ceza İnfaz Sisteminde Hesap Verilebilirliğin Artırılması ve İnsan Haklarının İyileştirilmesi Projesi” yürütülmüştür.
Proje kapsamında çalışmalar; bu alanda çalışan hukukçuların kapasitelerinin artırılması, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin yerinde tespit edilmesi ve raporlanması ile tespit edilen kronik sorunlara yönelik stratejik davalama süreçlerinin yürütülmesi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.
Bu doğrultuda, bu alanda çalışan hukukçuların hak ihlalleri karşısında daha etkili bir hukuki mücadele yürütebilmelerini ve bu alandaki kapasitelerinin artırılmasını sağlamak amacıyla 20 hukukçunun katılımıyla eğitim oturumları düzenlenmiştir. Eğitimlerle, hukukçuların hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hukuki süreçleri daha etkin bir şekilde yürütebilmelerine katkı sunulması amaçlanmıştır.
Saha çalışmaları kapsamında ise Baromuz tarafından Diyarbakır, Elazığ, Erzincan ve Erzurum’daki hapishaneler ziyaret edilmiş ve yaklaşık 120 mahpusla görüşme gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen ziyaretler, mahpuslarla yapılan görüşmeler ve edinilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen hak ihlallerine ilişkin raporlar hazırlanmış; ayrıca kronikleşmiş üç temel soruna yönelik stratejik davalama çalışmaları yürütülmüştür.
Stratejik davalama çalışmaları kapsamında; Erzurum Dumlu 1 ve 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında uygulanan infaz rejimi ile kurumların fiziksel ve mimari yapısının mahpusların açık havaya erişim, sosyal temas ve ortak faaliyetlere katılım imkânlarını önemli ölçüde sınırlandırdığı ve bu koşulların insan onuruna uygun infaz ilkesiyle bağdaşmadığı gerekçesiyle hukuki başvuruda bulunulmuştur.
Diyarbakır T1 Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ise görüntülü görüşme ve elektronik haberleşme imkânlarının, herhangi bir bireyselleştirilmiş güvenlik değerlendirmesi yapılmaksızın yalnızca isnat edilen suç türü esas alınarak bazı mahpuslar yönünden sınırlandırılması nedeniyle eşitlik ilkesi, haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle hukuki süreç başlatılmıştır.
Bunun yanı sıra, Diyarbakır 3 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulan bir mahpusun sağlık durumunun ağırlaşmasına rağmen gerekli tıbbi müdahalenin ve hastaneye sevkin zamanında gerçekleştirilmediği ve 7 Mayıs 2026 tarihinde yaşamını yitirmesi üzerine, sağlık ve yaşam hakkının ihlal edildiği ve idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddialarının araştırılmasına ilişkin hukuki süreç başlatılmıştır. Başlatılan hukuki süreçler Baromuz tarafından hâlen takip edilmektedir.
Proje kapsamında gerçekleştirilen hapishane ziyaretleri, mahpuslarla yapılan görüşmeler ve edinilen bilgi ve belgeler doğrultusunda bir yıllık gözlem ve tespitleri içeren rapor hazırlanmıştır. Rapora yansıyan gözlem ve tespitler, mahpusların temel hak ve özgürlüklerine yönelik ihlallerin farklı alanlarda devam ettiğini ortaya koymuştur. Yapılan görüşme ve incelemeler sonucunda; başta işkence ve kötü muamele yasağı, sağlık ve tedavi hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, haberleşme ve iletişim hakkı ile ifade özgürlüğü olmak üzere çeşitli temel haklara ilişkin ihlaller tespit edilmiştir. Raporumuzda daha ayrıntılı bulunmak üzere öne çıkan ihlal alanları ve bu alanlara ilişkin tespitlerimiz şu şekildedir:
Mahpusların kuruma ilk kabulleri sırasında çıplak aramaya maruz bırakıldıkları, bu uygulamayı kabul etmeyen mahpusların insan onuruyla bağdaşmayan tutumlarla karşılaştıkları tespit edilmiştir. Ayrıca hastane sevklerinde çift kelepçe ve ağız içi araması gibi uygulamaların devam ettiği, mahpusların hasta mahremiyetine uygun olmayan koşullarda muayeneye zorlandıkları tarafımıza aktarılmıştır. İnsan onurunu zedeleyen bu uygulamalara son verilmeli; güvenlik tedbirleri zorunluluk ve ölçülülük ilkelerine uygun şekilde uygulanmalıdır. İşkence ve kötü muamele iddiaları hakkında etkin ve tarafsız soruşturmalar yürütülerek sorumluluğu tespit edilen kamu görevlileri hakkında gerekli adli ve idari işlemler gerçekleştirilmelidir
Hasta mahpusların revir ve hastaneye sevk taleplerine geç yanıt verildiği, sevk ve muayene süreçlerinde çeşitli engellerle karşılaştıkları ve bu nedenle sağlık hizmetlerine zamanında ve etkin biçimde erişemedikleri tespit edilmiştir. Özellikle ağır hasta mahpusların infaz erteleme süreçlerinin uzaması ve sağlık durumlarına ilişkin değerlendirmelerin gecikmesi, mevcut sağlık sorunlarının ağırlaşması riskini beraberinde getirmektedir. Bu nedenle hasta mahpusların revir ve hastaneye sevk talepleri gecikmeksizin karşılanmalı, tedaviye etkin ve zamanında erişimleri sağlanmalı; ceza infaz kurumunda yaşamını tek başına sürdüremeyecek durumda olan ağır hasta mahpusların infaz erteleme talepleri ivedilikle değerlendirilmelidir. Ayrıca Adli Tıp Kurumunun tek belirleyici otorite olduğu uygulamaya son verilerek üniversite hastaneleri ile bağımsız, bilimsel ve tarafsız sağlık kurullarının raporları da değerlendirmelerde esas alınmalıdır.
İdare ve Gözlem Kurullarının mahpusların “iyi hâlli” olup olmadıklarına ilişkin değerlendirmelerinin kimi durumlarda objektif ve denetlenebilir ölçütlerden uzak, soyut ve keyfî gerekçelere dayandırıldığı ve bu kararlar nedeniyle mahpusların tahliyelerinin ertelendiği tespit edilmiştir. Öncelikle, infaz süresini tamamlayan mahpusların tahliyeleri herhangi bir idari değerlendirmeye bağlı tutulmaksızın sağlanmalı ve İdare ve Gözlem Kurullarının kişilerin özgürlükten yoksun bırakılma sürelerinin uzamasına neden olacak şekilde karar verme yetkisi bulunmamalıdır. Bununla birlikte, Kurulların mevcut yapısı bağımsızlık ve tarafsızlığı güvence altına alacak şekilde yeniden düzenlenmeli; karar alma ve denetim süreçlerine bağımsız denetçiler ile insan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin katılımı sağlanmalıdır. Kurul değerlendirmeleri somut, nesnel, öngörülebilir ve denetlenebilir ölçütlere dayanmalı; soyut ve keyfî gerekçelerle tahliyenin ertelenmesine son verilmeli ve alınan kararlara karşı etkili bir hukuki denetim mekanizması güvence altına alınmalıdır.
Haberleşme ve iletişim hakkı bakımından; mahpusların aileleri ve avukatlarıyla iletişim kurmalarında ve yazılı başvuru haklarını kullanmalarında çeşitli engellerle karşılaştıkları, özellikle sevk ve nakiller sırasında mahpusların, ailelerinin ve avukatlarının zamanında bilgilendirilmediği tespit edilmiştir. Mahpusların iletişim ve haberleşme haklarının önündeki engeller kaldırılmalı; sevk ve nakil süreçlerinde gerekli bilgilendirmeler zamanında yapılmalıdır.
Yaptığımız ziyaretler, mahpuslarla gerçekleştirdiğimiz görüşmeler ve incelemelerimiz sonucunda ortaya çıkan tablo, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin önlenmesi için etkili ve sürekli denetim mekanizmalarının işletilmesinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Ceza infaz kurumunda bulunmak, kişinin temel hak ve özgürlüklerinden bütünüyle mahrum bırakılması anlamına gelmemektedir. Devletin gözetimi ve denetimi altında bulunan mahpusların yaşamlarının, sağlıklarının ve insan onurlarının korunması kamusal bir yükümlülüktür.
Bu nedenle; tespit edilen hak ihlallerine yol açan uygulamalara son verilmesini, mahpusların sağlık hizmetlerine zamanında ve etkin biçimde erişimlerinin sağlanmasını, işkence ve kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturulmasını, İdare ve Gözlem Kurullarının keyfî uygulamalarının önlenmesini, haberleşme ve iletişim haklarının güvence altına alınmasını ve mahpusların hak arama yollarına erişimlerinin önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.
Tespit ettiğimiz hak ihlallerinin giderilmesi ve benzer ihlallerin tekrarının önlenmesi amacıyla hukuki süreçleri takip etmeye, ilgili ulusal ve uluslararası mekanizmalara gerekli başvuruları yapmaya ve hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini kamuoyunun gündemine taşımaya devam edeceğimizi bildiriyoruz. "
Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi
Hapishane İzlem Komisyonu


